TwitterFacebook

 

Haber Detayı

BAHARI KÖYDE YAŞAMAK...

            Herkeste gizli bir heyecan vardı, sıcak Niksar havasından kaçıp oksijenle zehirlenmek için köye gidiyorduk. 01 Haziran 2008 Pazar sabahı erkenden yola koyulacak ve köyümüzün güzelliklerine daha fazla zaman ayıracaktık. Bir hafta önceden aldığımız/verdiğimiz  sözleri unutan olmasın diye sık sık birbirimize hatırlattık.  Toplanma yerine vardığımızda en tecrübelimiz olan  Somoglu Yusuf amcanın arabanın içinde bizi beklediğini hatta geç kalanlara biraz da sitem ettiğini gördük.

 

(Arabaya binmeden hesapta  olmayan bir vefat  haberi ve  cenazenin de o gün kaldırılacağını duymamız  o günkü tek üzüntümüz oldu. Bu arada tüm Demirci ailesine sitemiz aracılığıyla yine başsağlığı ve merhumeye Allah (c.c) tan rahmet diliyoruz.)

             

            Arabamız hareket ederken adetten olduğu üzere kelle sayımı ile onsekiz kişi olduğumuz genç arkadaşlar tarafından hemen dillendirildi. Mustafa Semiz yönetimindeki beyaz renkte Margirus arabamızla yola çıktık . Arabada köyümüze ilk kez gelen  bir-iki misafir dışında herkes Kabakulak’lı idi. Gerçi misafirler de yabancı değildi; ya enişte ya da fahri Kabakulak’lı bizim sevgili arkadaşlarımız ve dostlarımızdı.  Gençler çantalarında Futbol topu, ayaklarında spor ayakkabılar  ile safariye en hazır kitle biz ise elimizde fotoğraf makinaları  ile amatör izciler gibiydik.

 

            Köyümüze yaklaştıkça değişen ve hafif ılıyan havanın  bol oksijeni, bizi derin derin nefes almaya sevketti ve içten bir ooooh çekmemize neden oldu.  Çoğumuzun köye yaklaşınca yaptığı ilk hareketlerin bizim tarafımızdan tekrarı idi bizim o nefes alıp vermelerimiz. Hayalinizde canlanan o derin nefes egzersizini kaç kez yaptığımızı hatırlamıyoruz ama ciğerlerimizin bayram ettiğini hala hissedebiliyoruz ve böyle güzel bir köyün  bizim köyümüz olmasından  büyük bir mutluluk duyuyoruz.

 

            Yol boyunca gördüğümüz sarı orman güllerinin  kokusunu almak ve   her resim karesinin içine onları hapsetmek  büyük bir zevkti bizim için. Kısa süren  seramoniden sonra

cenaze evine doğru yola koyulduk. Osmanusta mahallesinde yeni yapılan Camide kıldığımız öğle namazından sonra merhumenin cenaze namazını kıldık ve dua ettik. (Mekanı cennet olsun) Bu vesile ile yıllardır görmediğimiz arkadaş ve akrabalarımızı gördük onlarla hasbihal ettik. Midemizin sesleri gelmeye başladığında ise önceden  bizim için hazırlık yapacağını bildiğimiz Mustafa – Cafer ağabeylerin mekanını ziyaret ettik. Ayıptır söylemesi derler ya biz yine de söyleyelim bizim oraların kuzusu da çok güzel be kardeşim…  Mide sorunu halledilince artık geriye köyümüzün başka başka güzelliklerini görmek kaldı. Biz de öyle yaptık ve tekrar yola koyulduk.

 

            Dumantepe’den tekrar  köye doğru  hareketimizle daha da heyecanlandık. İçimizde  daha baba yerlerini  hiç görmeyen  arkadaşlarımızın heyecanı bizleri de heyecanlandırdı.

Bekiroğlu mahallesin de ki  akraba ve dostlarımızı  ziyaret ederek çanakçıya doğru indik. Yeşilin her tonunun ve eşsiz doğal güzelliklerin yanında tertemiz suların yüksekten veya bir su değirmeninden söylediği müzik eşliğinde çocukluğumuza geri dönüyor ve çektiğimiz onca meşakkatin yeni nesillere anlatılmasının doğru olacağını düşünüyorduk. Bazılarımız çocukluk anılarıyla  maziye dönerken bazılarımızda sanatkarın muhteşem fotoğrafını belgeliyorduk.

 

            Hala köylümüze hizmete devam eden Su Değirmeni ve  köyümüzde büyüyen gençlerin yüzme hocası! Yuvarlak Göl (Gvalgöli) hiç değişmemişti. O mevkide değişen tek şey iki ağacın yan yana uzatılmasından meydana gelen köprünün yerine beton bir köprünün  yapılmış olması idi. Her ne kadar ihtiyaç olsa da doğamızın o güzelliklerinin içine yapılan dev köprüyü hiç beğenmedik. O manzarada iğreti duran o köprüden geçerek Osman Çavuşun evininin yanından Çorakdere’nin tepesine kadar aracımızla çıktık, hatta orada bulunan dostlar acil bir durum var zannederek aracın çıkışını hayretle karşıladılar önemli bir şey oldu zannettiler ama amacımızın sadece gezi olduğunu anlayınca rahatladılar.

 

            Kiliseyanı denilen mevkiye gelindiğinde yollar artık bize aracla gitmemize müsaade etmedi. Yaya düştüğümüz yoldan kısa bir süre sonra Kerpiçlik mevkiine ulaştık. Ali dedelerin evleri karşıladı  o düz alanda önce bizi, daha sonra muhteşem manzara ve doyumsuz hava. O anı anlatmaya kelimeler yetmez yaşamak lazım. Vesselam.

           

            Kerpiçlikten dönüş yolunda karşılaştığımız ufak aksiliğin (araç)  dışında çok güzel bir gezi olduğundan hiçbirimizin şüphesi  olmadı. Son olarak Somoglu mahallesinde mısır ekmeği (Cadi) doğranmış yoğurdun tadıyla Niksar’a doğru yola koyulduğumuzu ve tekrar gelmek üzere sözleştiğimizi belirtiyor  geziye katılan tüm ekibe selam sevgi ve muhabbetlerimizi sunarken köyümüzden uzakta yaşayan herkesin bu duyguları bir an önce yaşamasını diliyoruz.

 

            Gülüşünüz gözlerinize ışık olsun. Sevgiyle kalın. 03/06/2008



Bu haber 1711 kez okundu 3 Haziran 2008 Salı
 

Anket

Web Sitemizi Nasıl Buldunuz?
87 kişi tarafından oylandı.




Aralık 2018
PztSalÇarPerCumCmtPaz
262728293012
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31123456

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Esentepe(Kabakulak) Köyü 2008 - 2018
Her hakkı saklıdır. Sitedeki içeriklerin izinsiz kullanılması yasaktır.